Unutmadan Söylemeliyim: Konuk Yazarlar
Konuk Yazarlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Konuk Yazarlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2017-06-24

BIRAKTIĞIMDA..

BIRAKTIĞIMDA..

bırak gitsin
Bu yaşamda her şey kendimiz olmaya dayanıyor bence… Ne kadar kendimiz olabildiğimiz ise neleri bırakabildiğimiz ile doğrudan ilintili…
Bu hafta size A.Pieroth adlı bir yazarın ‘Kendimiz olmamayı bırakmak’ başlıklı makalesinden alıntılar yapmak istiyorum:

2017-06-05

2017-05-31

Her Daim Hazır ve Nazır Çalışanlar

Her Daim Hazır ve Nazır Çalışanlar

kapitalizm


Dünyanın neresine giderseniz gidin tüm şirketler bir zaman açlığı çeker. Hepsinin bir hikayesi vardır. Üst yönetimin baskısı, rakipten önce piyasaya çıkma, daha fazla üretim, ekonomik koşullar...

Bu durumda yöneticiler rutin olarak çalışanlarına aşırı iş yüklerler. İş saatleri dışında da çalışmalarını beklerler. Son dakika ricaları gönderirler. Yöneticinin direk baskısı dışında, bir de performans notu gibi dolaylı olarak gelen baskı vardır. Çalışan rekabette geri kalmamak için daha çok çalışmak zorundadır. Hafta sonu bir gece vakti yanıtladığı bir e-mail prim yapacaktır.

2017-05-30

Latte Faktörü

Latte Faktörü

latte factor


Geçenlerde bir kitap okurken latte faktörü (latte factor) diye bir terimle karşılaştım. Matematiksel bir çağrışımda bulunmasından dolayı olmalı, ilgimi çekti. Başta google olmak üzere biraz etrafı karıştırma ve sizlerle paylaşma isteğim doğdu.

2017-04-06

Kağıt üzerinde mükemmel!

Kağıt üzerinde mükemmel!


wall

Lisedeyken hiçbir şeyin aşırısına kaçmadım. Asi, bunalımlı ergen olmadım hiç, ne fiziksel ne de ruhsal dalgalanmalarını yaşamadım büluğ çağının. İçkiye de, Nevizade’de ucuz olsun diye bir arjantin söyleyip iki saatte ısıta ısıta içecek kadar bulaştım. O yüzden, bir dershane çıkışında artık olmayan bir tekel büfeden ikişer belalı birası alıp, artık olmayan Beşiktaş iskeleye (sol ucunda, denizle birleşen ufak çakıllığa) gittiğimizde, hemen oracıkta sarhoş olmam kaçınılmazdı. Arkadaşlarım beni 30M’ye bindirirken sarhoş olduğumda ısrarcıydılar, bense her sarhoş gibi aksini iddia ediyordum. İşte yıllar boyu benimle dalga geçilmesine neden olacak o harika veciz o zaman çıktı ağzımdan:
“Ben sarhoş değilim, ama burada sarhoş biri varsa o benim.”

2017-02-17

2017-01-11

Kafka'dan..

Kafka'dan..

kafka prague

Bu öykümüz 'Daha fazla paylaşım, lütfeeen' yazan değerli mi değerli ziyaretçimize armağandır :) 
Zira kendisinin beni musmutlu eden yorumundan sonra koşa koşa bloga bir şey yazma ihtiyacım nereye gitsem peşimi bırakmadı. Alelacele bir şeyler yapıp kötü olsun istemedim. Umarım bu kısacık öykü beni etkilediği kadar size de ulaşır. Güzel yorumlarınızsa bu zamanların en muhteşem kısmı olabilir :) İyiki yollarınız buralardan geçiyor!
****

Franz Kafka rutin yürüyüşlerini yaptığı parkta küçük bir kıza rastlamış.
Kız ağlıyormuş. Oyuncak bebeğini kaybetmiş ve bu onu oldukça üzmüş.
Kafka bebeği onun yerine aramayı önermiş , ertesi gün aynı noktada buluşmak üzere sözleşmişler...
Bebeği bulamaması üzerine Kafka küçük kıza bebeğin ağzından bir mektup yazmış, buluştuklarında kendisine okumuş :
“ Lütfen benim için kederlenme , dünyayı görmek için uzun bir yolculuğa çıktım. Sana başımdan geçenleri anlatacağım. ”
Bu bir çok mektubun ilkiymiş. Kafka küçük kızla her buluştuğunda sevgili oyuncak bebeğin hayali maceralarını özenle yazdığı mektuplardan ona okurmuş. Küçük kız da bu şekilde avunurmuş.
Derken , görüşmelerin artık sonu gelmiş. Kafka son görüşmede küçük kıza bir oyuncak bebek getirmiş. Küçük kız , aslından oldukça farklı olan oyuncak bebeğe şaşkınlıkla bakakalmış. Bebeğe iliştirilmiş bir not küçük kızın şaşkınlığını gidermiş :
“ Yolculuğum beni çok değiştirdi…”
Uzun yıllar sonra , artık bir yetişkin olmuş olan küçük kızımız , gözü gibi baktığı bebeğinin , gözünden kaçırdığı bir çatlağının içine sıkıştırılmış bir mektup bulur. Kısaca şöyle yazmaktadır :
“ Sevdiğin her şeyi er ya da geç kaybedeceksin , ama sonunda sevgi başka bir surette geri dönecek.” ..


G.

2016-10-17

2016-09-05

2016-06-24

Kansere Karşı Ayakta Dur!

Kansere Karşı Ayakta Dur!

stand up to cancer
Kansere karşı eşi için senelerce mücadele vermiş sevgili Tuba ablam, hepimizi bir şekilde ilgilendiren bu konu ile ilgili çok güzel kısa bir yazı yazdı.. Dilerim bu yazı da yazanlar sizi hiçbir zaman ilgilendirmez.. En az önemsediğimiz fakat en büyük servetimiz olan sağlıkla dolu günler dilerim..
***
Kanser; zor bir hastalık.
Zorluğu hücre yapısına göre değişmekte.
Eğer bir yakınınız veya siz kanserseniz;
Moralinızi daima yüksek tutmaya çalışın.
Moralinizi bozan ortamlardan insanlardan hızlıca uzaklaşın.
Hastalığınızı herkesle konuşmayın, bilgi kirliliğiyle beyninizi meşgul etmeyin.
Lütfen; sigara, alkol, gazlı içecekler, uzun ömürlü besinler tüketmeyin, kullanılmaması konusunda bilgilendirin, kullandırmayın.
Evinizi oksijensiz bırakmayın, gün içinde sık sık havalandırın.
Hijyene özen gösterin.
Evinizde ve size özel yasam alanlarınızda kesinlikle sigara içirmeyin.
Uzun yürüyüşler yapın.
Kemoterapi döneminde ve sonrasında kesinlikle denize girmeyin, güneşlenmeyin, güneş kanser hücrelerini besliyor yayılımını hızlandırıyor.
Kemoterapi döneminde ağzınızı sık aralıklarla karbonatlı su ile çalkalayın, gargara yapın.
Hastalık döneminde; Greyfurt ve o gruptan uzak durun.
Şıralı besinler tüketmeyin.
Her önerilen bitkiyi kullanmayın. Bazı bitkiler kanser hücrelerini besler yada tedavinin etkisini azaltır.
Beslenmenize özen gösterin, belki söylemesi kolay uygulama aşaması sıkıntı olsa da, kussanız dahi bir şeyler yiyin.
Yoğurdunuzu kendiniz yapın.
Evde yemek yapın, hazır yemek yemeyin.
Bol sebze, bakliyat tüketmeye özen gösterin.
Bol su için. (Suyunuzun içine bir kaç damla limon sıkmanızı tavsiye ederim.)
Evde buğday şırası yapın, gün içinde 2-3 bardak için
(Tarifini verebilirim tubazuhal@hotmail.com)
Kanserle mücadele eden yakınlarınız varsa arayın sorun, hastalıkla birlikte mücadele ettiğinizi hissettirin hastaya ve hasta yakınına.
Hasta ve yakınından sizi anlamalarını beklemeyin, karşınızdakilerin hastalıkla mücadele ederken neler yaşadıklarını, iç alemlerinde neler hissettiklerini anlamaya çalışın, empati yapın.
Hasta ve yakınına; doğruluğu bilimsel açıdan kanıtlanmamış, kendinize ait fikirler, düşünceler vermeyin.
Hasta ve yakınını eleştirmeyin, o dönemde tek ihtiyaç ; sevgi ve anlayış.
Hasta ve yakınının uzun sure gece gündüz uykusuz geçirdiklerinin bilincinde olun.
Kanser hastasını ziyarete gittiğinizde lütfen maske kullanın, sarılmayın, öpmeyin, kanser hastasının enfeksiyona acık olduğunu unutmayın.
Ziyaret süresini uzatmayın.
Hasta ve yakınının yanında ''ah vah yazık'' şeklinde konuşmalar yapmayın, yanlarında ağlamayın.
Ölümden, hastalıktan konuşmayın; unutmayın siz o ortamda belirli sure kalıyorsunuz, gidişiniz hasta ve yakınına enkaz olmasın.
Eğer imkanınız varsa, (kanser hastasının evinde yemek yapmak inanılmaz zor), ziyarete gitmeden önce mutlaka ihtiyaçlarını sorun.
(Zaman zaman çorba yapmak dahi sorun olduğunu unutmayın)
tfen duyarlı olun, bu hastalık her an hepimizin kapısını çalabilir!
Hastalıkta da, sağlıkta da sevgi, hoşgörü, iyilik en buyuk ilaç unutmayın, unutturmayın.

Tuba Zuhal Bal

2016-05-16

2016-04-14

35 yaştan 25’e selam olsun!

35 yaştan 25’e selam olsun!

envelope letter
“Gelece dönüş” filmleriyle büyümüş, apolitik olması için yoğun çalışmalar yapılmış bir neslin hayalperestliğini mazur görmeli… Ülkenin karanlığa hızlı sürüklenişi bizim nesli dahi 30’undan sonra öfkeli, “anarşist” yapmış olsa bile özünde hayalperest insanlarız. 30’u yarıladığımda bir gün geçmişe dönersem diye 25 yaşıma bir mektup hazırlamak istedim belki mektup geçmişe hiç ulaşmaz ama benden 10 yaş küçük bir gencin bugününe ulaşır… Hey genç, 35 yaş hala genç öncelikle bunu bilmeni isterim.
***

2016-03-09

Hayat Yaşayana Güzel!

Hayat Yaşayana Güzel!

yaşamak sözler

Hani bazen biri, dışarıdan bir fotoğrafa bakıp deyiveriyor: 'Oh, hayat sana güzel!'
Bu genellikle, ‘Hayat tabii sana güzel senin paran var, eğleniyorsun, yiyip içiyorsun, giyinip kuşanıyorsun, geziyorsun, kahkahalar atıyorsun, saçıyorsun, zamanın bol, aklın havada, gerçek dertlerin yok ki’ anlamlarına geliyor. 

2016-02-20

100 Eşya ile Yaşayabilirmiyiz?

100 Eşya ile Yaşayabilirmiyiz?

less furniture

Mümkün mü? Yoksa asla değil mi?Amerika'da son alışveriş trendi: Alışveriş yapmamak!

Hatta eldeki mallardan da kurtulup, hayatı sadeleştirmek. Kriz sonrası, çalışanlar, gelirlerinin daha büyük bir bölümünü harcamayıp biriktirmeye başlayınca, ABD'li üreticilerin etekleri tutuşmuş. Şu ara yapılan çoğu tüketici araştırmaları "Bu adamlar ne satın alırlarsa mutlu olurlar?" sorusunun yanıtı..

2016-02-12

2016-02-11

Eros'a Mektup...

Eros'a Mektup...

arrow of the eros


Sevgililer gününe günler kala, Eros'a gönderilmiş mektuplardan birini okudum. Siz ne yazdınız bilmiyorum ama eğer güzel dilekleriniz varsa, Eros'un devamlı sizi vurmaya niyeti olmadığını hatırlayın.. Yok bu Eros'la aranız bir türlü olmadıysa, yüzünüzü buruşturmayın. Eros'un bekletme listesinde yalnız değilsiniz. Sevgi'liler gününüz şimdiden kutlu olsun. Ne olursa olsun yinede 'sevgi' ile olsun :)
*******