Her Daim Hazır ve Nazır Çalışanlar

kapitalizm


Dünyanın neresine giderseniz gidin tüm şirketler bir zaman açlığı çeker. Hepsinin bir hikayesi vardır. Üst yönetimin baskısı, rakipten önce piyasaya çıkma, daha fazla üretim, ekonomik koşullar...

Bu durumda yöneticiler rutin olarak çalışanlarına aşırı iş yüklerler. İş saatleri dışında da çalışmalarını beklerler. Son dakika ricaları gönderirler. Yöneticinin direk baskısı dışında, bir de performans notu gibi dolaylı olarak gelen baskı vardır. Çalışan rekabette geri kalmamak için daha çok çalışmak zorundadır. Hafta sonu bir gece vakti yanıtladığı bir e-mail prim yapacaktır.
Çalışan bu taleplere cevap verebilmek için, geç saatlere kadar çalışır, bazen şirkete erken gelir, 7 gün 24 saat maillerini kontrol eder. Çalıştığı yetmezmiş gibi bir de bunu gösterebilmek için yollar arar. Kaba deyimle kendini satmaya çalışır.

Bu baskılar organizasyonların "ideal çalışan" yaratma çabasıdır. Tarih boyunca değişmedi. 200 yıl önce iş hukuku yoktu ve çalışma koşulları ağırdı diye günde 12 saat çalışan fabrika işçilerine üzülürüz, ama kendimizin de aynı döngüye girdiğimizin farkında olmayız. Bir plazada çalışan beyaz yakalı olmanız hiç bir şeyi değiştirmez. En fazla daha fazla starbucks kahvesi içiyorsunuzdur.

Peki insanlar bununla nasıl başedebiliyor? Bir yandan ideal çalışan olmak zorunda, diğer yandan da yaşamındaki diğer parçalar dediğimiz aileye, hobilere, kurslara, kültürel ve sportif aktivitelere ve seyahatlere zaman ayırmak ister. Bunun cevabı tam olarak bilinmiyor. Genelde önceliklerine göre bunların bazılarından feragat edilir. Ancak bu geçici çözümdür, yazılım dünyası diliyle bir yamadır.

Bir diğer çözüm ise çok çalıştığını gösterir dalaverelerdir. Ekip halinde yapılmış bir işin tümünü sahiplenmeye çalışmak, toplantılarda susmamak(ben herşeye hakimim), yöneticiyle sürekli iletişim halinde olmak, rakip olarak gördüğü takım arkadaşına mobbing yapmaya çalışmak, mesai saati içerisinde oyalanıp kişisel işlerini yaptıktan sonra mesaiye kalıp çok çalıştığını göstermek.. Elbette etik olmayan bu adımları çözüm olarak göremeyiz, görmemeliyiz. 

Bence "ideal" çalışanın yeniden tanımlanması gerekiyor. İdeal çalışan %90 verimle 8 saat çalışmış kişi mi yoksa %60 verimle 12 saat çalışan mı? Tamamen iş hayatına odaklı çalışan mı yoksa iş dışı renkli uğraşları da olan mı? Verilen işi problemsiz vaktinde tamamlayan mı yoksa yaırm yamalak aynı anda (paralel) 3 işi yapan mı? Sadece kel, gömlek giyen ve dijital sesi olanlar mı yönetici olabilir yoksa sağlam iş çıkaran yırtık kot giyenler de mi?

                                    kaynak: http://www.masumrobot.com/2017/05/her-daim-hazir-ve-nazir-calisanlar.html

Hiç yorum yok:

Fikrinizi önemsiyoruz:)

Blogger tarafından desteklenmektedir.